Fotoğraf: Hüseyin Zahid Kara
*Hayatın Duru Hali*
Susmak hayatın en duru hali.
Bir de ölüm vardır bilirsiniz, bir ayrılık bir de yoksulluk.
Susmanın annesidir ölüm bilir misiniz, bir de babası..
Bırakın bu hayalperest akımları! Susun ya da susun.
Dinleyin mesela akşamın sesini. Cırcırlar başladı bakın.
Bırakın bu dırdırları. Cırcırlar daha iyi.
Ya kaldırın ellerinizi şehrin en sessiz sokaklarında yahut dinleyin susanları.
Bakın Tenekeci ne diyor: “Ölümün hiç dostu yok, benim niye olsun.”
Ya susun ya da dinleyin güneşin yaktığı sokaklı çocukları.
Ölümden yakınanlar! Ya susun yahut göçün.
Buralı olmayanların diyarları vardır bilirsiniz, yersiz yurtsuz ve isimsiz
Susuşları güneşin yaktığı susuzlara benzer.
Bırakın şimdi balı böceği ey zenginler! Yahut susun.
Burası susma mekanıdır, hayatın en duru hali
Yarını beklemekten vazgeçin, dünden kalan ne’liğiniz nedir ki.
Karamsarlık diye gördüğünüz türküler, susuz susanların çığlığıyken
Bir derman bekleyişine dönen hayatları oku ki
Ne’liğini anla.
*İnsanın Duru Hali*
Kulakları duyan sağırlardan bir gün oldu bakın.
Bir çağ yarattınız haşa gözleri bakan körlerden.
Kendini muhafaza edemeyenlerin muhafızlığa soyunmalarıdır bugün.
Susun Ebubekir Kurban’lar gibi.
İnsan annesini sever ve tanrıya inanır.
Ya da bir İbrahim sever, ona inanır..
Bir İbrahim ki annesi gözyaşından yapılmıştır,
Hasrettir ölmelere, suskunluğa aşık.
Toprağın kokusu parfümüdür onun, kalbinde bir kuş kafesi saklı.
Nam-ı diğer ürkeklik, duyacaksınız sesini.
Dinlemesini bilirseniz insanı, oğlunu da bilir duyarsınız.
Ömrünüzün baharını yaşamadan sonbahara geçiş yapmayı bilir misiniz
Eksik kalmış defterlere benzer, çevirin sayfaları
Kalbiniz kadar kirli ve adına dediğiniz sevgili
Artık bu sokaklı değil(mi?)
“Kurban Olduklarım”ın Ebubekir halidir,
İnsanın en durusu İbrahim halidir
Yersiz, yurtsuz ve sessiz..