Özür ya da Müdârâ

Yazar Hakkında: Fatmanur ALSANCAK

Miras Kalan Sürgün

Doğulu olarak ölmek istiyorum ben, sizin bir tek ama büyük bir gücünüz...
Devamını Oku

İnsanın umut edip etmemek arasında sıkışıp kaldığı bir yerde ne işi olur? Orada bulunmanın nedeni veya gayesi nedir? Bu halden kurtulmak istemekte midir yoksa kalmaya mı heveslidir? Açılmayan bir kapının dibinde yıllarca beklemek ne ise umutsuzca bir bekleyiş de odur. Adını ben bulamadım, bulan varsa bana anlatsın. Gayrı bu yol çıkmaz, yük ağır, azık bitmeye yakın, eller nasırlı, akıl terke yakındır.

Bunun bir nedeni manipülatif bir kimseye maruz kalmaktır. Kimliğinizin, benliğinizin, aklınızın ve tüm saf duygularınızın bilinçli ya da bilinçsizce sömürülmesi durumunu herkes yaşamıştır. Varlığınıza gösterilen saygıyı sorgulamanın vaktidir. Farkına varılması gereken güç ve iktidar ilişkilerinden tutun gün içinde etkileşime girdiğiniz birçok insan tarafından manipülasyona uğramak muhtemeldir. En sık rastlananın duygusal ilişkilerde olduğunu düşünürsek mevzunun çok da yabancı gelmediğini görebiliriz. Aşkta mobbing olur mu? El cevab: olur. Yaşarken bunu görebilene aşk olsun.

Zihnimizdeki tüm çerçevenin bozulduğu anlarda kendimizi yeniden bulmamız için zaman gerekir. Zaman deva değil fakat bir ihtiyaçtır. Deva nedir bilemeyiz, şahsi anlam dünyaları evrenin sonsuzluğu kadardır. Sadece sorulabilecek sorular bulmalıyız.  Neden burada, bu ilişkinin içindeyim? Neden böyle hissediyorum? İçsel bir baskı var mı? Var ise kaynağı nedir? İhtiyacım olan nedir? İhtiyacım olana nasıl erişebilirim? Özgür müyüm? Olduğum gibi kabul ediliyor muyum? Haksızlığa uğruyor muyum? Kırgınlığımı yansıtabiliyor muyum? Özür dileyen kim? Muhtaç olduğunuz kudret zihninizin kıvrımlarında mevcuttur. Romantizme kaptırdığınız prangalar, bir diğer deyişle, gözümüze ve gönlümüze masum görünen duygular, bir güç ilişkisine kurban gidiyor olabilir. Özdeğer, özsaygı, özgüven ve bilumum “öz”e dair olan parçalarınızı bulmak için bu sorgulamayı yapmak gerekir.

Arabayı kenara çekti, aynaya baktı, uzayan saçlarına dokundu, aniden ne zamandır bu yüzle karşılaşmadığını fark etti. İçindeki semti hamuşanında bir nara koparmak istedi. ‘Hiç kimse benden özür dilemedi’ diye düşündü. Bu yaşına kadar hiç kimse ondan özür dilememişti. Aynadaki gözlerinin ta içine baktı, yapışmış dudaklarını zar zor oynatarak “özür dilerim” dedi. Artık unuttuğunu sandığı ağlamayı hatırladı. İlk kez sıkılmadan utanmadan kendisine bakarak ağladı. Kimse görür mü diye düşünmeden ağladı. İlk kez kendisini unuttuğu için ağladı.

Özür kelimesi Arapça kökenli uḏr / عذر kelimesinden gelip bağışlamak anlamına gelir (bknz: mazur, mazeret). Özür dilerken özünüze dönüp de aynı bağışlanmayı dilemek kulağa fantastik gelebilir veya kişisel gelişimcileri çağrıştırabilir. Ancak bu teknik bir önerme değil, bilakis, ihtiyaca binaen fiile dökülmesi vacip bir öneridir. Daha ağır sorgulamalardan evvel, burada ve şimdi… Yeni bir zihinsel çerçeve oluşturmadan önce, neye layık olduğumuz hatırlanmalıdır. Gafil zihinlerin uyanması için elzem olan, yeniden hakikati görmeye çalışmaktır. Bunun için bu kelimelerin sorgulanması da vaciptir kanımca. Müdârâ ile hareket etmekten sakınıp artık öze dönmeli. Gaye öncelikle bu olmalıdır, zira iyi ve huzurlu hissetmek ütopik bir hikayedir (bknz. Schopenhauer).

Bu katarsisin dayanılmaz hafifliğiyle derin bir nefes çekti. Aklına uğradığı haksızlıklar geldi. Haksızlık yalnızca başkasından gördüğü muamele değil, aynı zamanda kendi kendisine ettiği muamele idi. Başkalarının şerrinden korunmanın yolu, onlara iyi davranmak olmamalıydı. Bunca zaman kaybettiği özsaygısını yeniden edinebilmek için bu kez çözüm arayan bir yola kırdı direksiyonu. Dikiz aynasına tekrar baktı. Bu yolda artık kaybolmamaya karar verdi. Ani verilmiş bir karar gibi görünse de daha aydınlık bir yola gireceğini biliyordu. Trip atmaktan vazgeçip gerçek bir yolculuğa çıkacaktı.

 

Bu içeriğin etiketleri
, ,
Yazar Hakkında: Fatmanur ALSANCAK

Miras Kalan Sürgün

Doğulu olarak ölmek istiyorum ben, sizin bir tek ama büyük bir gücünüz...
Devamını Oku

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir