Hiç düşündün mü?

Yazar Hakkında: Kemal AYBATAN

E-İroni

Kendimi ve yaptıklarımı sorguluyorum bu Covid-19 karantinasında: Bugün Anneler Günü!!! Anneler gününde...
Devamını Oku


Gelecekte olmasını istediğiniz şeyler hakkında derinlemesine düşündüğünüz hiç oldu mu? Mesela bundan 10, 15 ya da 20 yıl sonra hayatınızın nasıl olacağını, nerede olacağınızı, etrafınızda kimlerin olacağını ya da kimlerin olmayacağını, nasıl bir evde yaşayacağınızı, nasıl bir arabaya bineceğinizi, komşularınızın nasıl olacağını hiç düşündünüz mü?
Evli değilseniz nasıl bir eşe sahip olmak istediğinizi,
Evli iseniz birlikte nasıl bir gelecek oluşturmak istediğinizi,
Çocuk sahibi iseniz, çocuklarınızın yetişkinliğe iyi hazırlanmalarını ve sorumluluk duygusu edinmelerini sağlamak için onlara hangi prensipleri öğretmek istediğinizi düşündünüz mü?

Düşünmediyseniz eğer, sizleri telefonsuz, televizyonsuz ve dikkatinizi dağıtacak şeylerden uzak bir şekilde kendinize vakit ayırmaya ve düşünmeye davet ediyorum. Nasıl bir eşe, işe, aileye ya da geleceğe sahip olmak istediğimizi belirtebilmek için öncelikle kişisel olarak farkındalık sahibi olmamız, yani kendimizi gerçek anlamıyla değerlendirerek tanımamız, diğer bir deyişle Mevlana Hazretlerinin de ısrarla üzerinde durarak ifade ettiği şekilde “Kendini Bilmek” gerekmektedir. Kendimizi tam anlamıyla tanıdıktan sonra hayattan gerçek anlamda ne beklediğinizi belirleyebiliriz.

Bizler hayatımızı günlük şekilde yaşıyoruz. Yapmış olduğumuz planlarımız genel itibariyle kısa vadeli oluyor. Kısa vadeli planlar için de günü kurtarma çabası içerisine girebiliyor ve hayal dünyamızı genişletmekten uzak durabiliyoruz. Planlarımızı uzun vadeye çevirdiğimiz zaman uzun vadede ulaşmak istediğimiz vizyon bizim anlık davranışlarımızı belirliyor.

Bunun aklımızda daha net bir şekilde yer etmesi için şöyle örnekleyebiliriz; diyelim ki yemek yapacaksınız ve yapacak olduğunuz yemek de herkesin bildiği “menemen” olsun. Kafamızdaki menemen, diğer bir deyişle varmak istediğimiz nokta, menemeni yaparkenki tüm davranışlarımızı belirler. Öncelikle menemeni kim için yaptığımızı belirler ve kafamızda menemenin nasıl olması gerektiğini tasarlarız. Çünkü kim için yaptığımız, içerisine koyacak olduğumuz malzemeleri ve pişme derecelerini belirleyecektir. Acı mı olacak, içerisinde soğan olacak mı, biber ve domatesler çok mu yoksa az mı pişmiş olacak, yumurtayı çırpıp da mı yoksa çırpmadan mı ekleyeceğiz, yumurtası az mı yoksa çok mu pişecek? Kısacası nasıl bir menemene sahip olmak istediğimiz, onu yaparkenki tüm hamlelerimizi belirler.

Buradan yola çıkarak ailemizi ele alalım; ailemizin varlık amacını ve bu amaca ulaşmak için ana stratejisini belirlemiş isek,  bizler ailemizin o amaca ulaşması için günlük yaşantımızda diğer yapacak olduğumuz işlerimizi de bu ana strateji doğrultusunda belirliyoruz. Annemize, babamıza, kardeşimize ve çocuğumuza verdiğimiz değeri de bu amaç doğrultusunda belirliyoruz. Davranışlarımız bu amaç çerçevesinde şekilleniyor. Onların iyi olması, üzülmemesi, sağlıklı olması, iyi eğitim alması için elimizden gelenin en iyisini yapmaya gayret ediyoruz.

İşimizi düşündüğümüzde; yapmış olduğumuz işi neden yaptığımızı ve işimizin bizdeki varlık amacını ve de bu amaca ulaşmak için ana stratejimizi belirlemiş isek, o amaca ulaşmak için günlük yaşantımızda diğer yapacak olduğumuz işlerimizi de bu ana strateji doğrultusunda belirliyoruz. Hizmet ettğimiz kitleye, müşterilerimize, çalışma arkadaşlarımıza verdiğimiz değeri de bu amaç doğrultusunda belirliyoruz. Ben bir çalışan olarak işyerimdeki amacımın sadece mesai saatleri içerisinde orada bulunmam gerektiğini düşünüyorsam eğer, yapmış olduğum işlerin de kaliteli olup olmadığına bakmadan, hizmet ettiğim kişinin/kişilerin memnuniyetini göz önünde bulundurmadan ya da müşterinin ihtiyacının karşılanıp karşılanmadığına aldırış etmeden sadece yapılması gereken minimum işleri/prosedürleri  yapıp vaktimi doldurmaya çalışırım. Çünkü yapılması gereken minimum iş haricindeki tüm işler bana yük olarak görünür. Ve yük olarak gördüğümde de; çalışma arkadaşlarım, işverenim ya da hizmet ettiğim kitle tarafından benden istenilmiş olan ve benim için ekstra olarak düşündüğüm işler beni rahatsız eder. Benden istenilen fazladan bir dakika bile, bana tüm günümü feda etmem gerektiğini hissettirebilir. İşte burada mükemmel olan şey nedir biliyor musunuz?

Mükemmel olan şey vizyonumuzun yükümüzden daha ağır olmasıdır.”

Yani,  eğer yapmış olduğumuz  işi hizmet etmek ve hizmet ettiğimiz kitleyi memnun etmek için yapıyorsak (çünkü mantıklı düşünürsek işimiz o) işte o zaman bir vizyon duğrultusunda hareket etmiş oluruz. Ayrıca bizden hizmet bekleyen kişilerin de orada olmaya çok meraklı olmadıklarını ve o kişilerin de hayatlarında farklı rollere sahip olduklarını (anne, baba, kardeş, eş, çocuk, çalışan, işveren vs.) düşünerek empati kurduğumuzda, yapacak olduğumuz davranışlarımız da bu amaç doğrultusunda şekillenecektir. Elde edeceğimizi umduğumuz sonuç, yük olarak düşündüğümüz fedakarlıklarımızı, çabalarımızı hafifletir. Yine, ebeveynlerin çocukları için yapmış oldukları fedakarlıkları da göz önünde bulundurabilirsiniz. Onlar, sırf çocukları iyi olsun, sağlıklı büyüsün, iyi eğitim alsın ve bu hayatta kendi ayakları üzerinde durabilsin diye gece gündüz demeden, gerektiğinde uykusuz kalmayı göze alarak çalışmaktadırlar. Tüm bu davranışları sergilemelerinin arkasında duran tek güçlü sebep (vizyon) sahip oldukları o çocuktur. Çocuklarının geleceği taşıdıkları yükten daha ağır basmaktadır.

Diyeceğim o ki; ister aile olsun, ister iş olsun, ister arkadaşlık ya da akrabalık ilişkilerimiz olsun, eğer biz kendimizi tanıyorsak, bu faktörlerden neler beklediğimizi ya da nasıl olması gerektiğini belirlemişsek, kısacası varmak isteğimiz nokta belli ise, bu nokta,  süreç içerisindeki davranışlarımızı belirliyor ve bizler hayatımızı o çerçevede yaşıyoruz.

Eğer varmak istediğimiz bir nokta yoksa, şimdiki zamandan 10, 15 ya da 20 yıl sonra kişisel olarak, aile olarak, iş durumu olarak nerede ve nasıl olmak istediğimizi, kimlerin ve nelerin bizim için önemli olduğunu belirlememişsek hayatımızı günlük şekilde yaşamaktan daha ileri gidemeyiz. Yapacak olduğumuz planlarımız kısa vadeli olmaktan öte geçemez ve sürekli günü kurtarma çabası içerinde bir kısır döngü yaşarız. Planlarımızı uzun vadeye çeviremediğimiz için de değerli ve kısacık hayatımızda  bir vizyon sahibi olamadan tüm hayatımızı bir “hiç” uğruna yaşamış olma ihtimalimiz de yüksek olacaktır.

Hayatımızda yer alan vizyon ve vizyonları bulabilmemiz dileğiyle.

Yazar Hakkında: Kemal AYBATAN

E-İroni

Kendimi ve yaptıklarımı sorguluyorum bu Covid-19 karantinasında: Bugün Anneler Günü!!! Anneler gününde...
Devamını Oku