Kapımın altındaki boşluktan içeri uğurlanan bir mektup gelmiş odama. Adresinin doğruluğundan şüpheye düştüğüm bu uyaran ile yüreğime heyecan erişti bu sabah. Yatağımın baş ucundaki dörtte üçü boş su şişesine uzattım merak ve heyecan karışımı bir duygudan dolayı titreyen elimi, bir yandan yattığım yerden doğrulurken.
Bakışlarımı görecek birinin sorgulayan gözlerime şahitlik edebileceğinden emindim: bu yalnızlık kompetanına kim, nereden, neden mektup yollasındı ki? Bunca yalnızlığın yükünü paylaşacak bir şeyler mi vardı acaba o mektubun içinde, yoksa adresini şaşmış bir hasret nesri mi?
Uyku mahmurluğunu bir an önce üstümden atıp, beni beton zemin üstünde usulca uzanmış bekleyen heyecan yükünü hemen sırtlamalıydım.
Gönderene ait herhangi bir bilginin esirgendiği, isminin baş harfi hariç, o kâğıttan bohçanın, sırtta ıslak bir soğukluk, zihinde gezinen elli tilki ve sorgulayan gözler eşliğinde, zeminle ilişkisini kestim. Artık son bir hamle yapmam yeterdi ve yetti de.
Bir cerrah titizliğiyle açtığım zarf, bembeyaz zeminde yirmi altı satırlık bir şamar doğurdu, içimde hissettiğim gerçeği yüzüme vurarak.
;
Gönderen: A*** A****
Alıcı: herhangi bir yalnız
Aynı gökyüzünü paylaşsa da herkesle
Her insan biraz yalnızdır
Tutsa da bir başka eli, eli
Zaman zaman
Pencereden gökyüzünü izler o insan
Boşluğa doğru bir yolculuk
Her insan biraz yalnızdır
Asaletinden ödün vermese de güzel gözler
Boş bakar arada bir
Manen uzaktır kalabalığın içinde
O boş bakışlarla
Her insan biraz yalnızdır
Manasına elçilik eder geri gelemeyen zaman
Akıp giden
Esip giden rüzgâr gibi
Yalınlığın
Dört duvarı vardır
Biraz su, biraz toprağın
Geri getiremediği zamanı vardır
Niceliği belirsiz
Her insan biraz yalnızdır
Zavallıdır arada bir
Küçük mutluluklar peşinde, sefil
Gördüğü düşler bitsin istemez
Karanlıkta ağlar usulca
Her insan biraz yalnızdır
———- —– —— ——— ——— ——— ——-
Yazıda kullanılan görsel Iva Kujundžić’in “loneliness” isimli çalışmasıdır.
Peki o kadar kalabalığın içerisinde çekilen yalnızlığa ne demeli?🙋