Platon’un Mağara Metaforu

Yazar Hakkında: Kübra ERİŞEN

Satranç

Bir gece yürüyüşünde sokak lambalarının ışığı süzülüyordu geceye, elleri cebinde, kulaklığında ruhunun...
Devamını Oku

Özgür olma isteği insanın içinde yeşerttiği en güzel ağaç aslında. En yüce farkındalık. Özgür olmak, sınırları aşmak kendin olabilmenin en güzel hali. Ancak bunun dışında toplum olarak yaşamanın da getirdiği sınırlar var; gelenekler, kurallar ve yasalar. İçinde yaşadığımız kurallar silsilesi bu hayat, bizleri kalıplara hapseder ve birer tutsak addeder. Pink Floyd bir şarkısında “Böyle olduğu sürece, duvardaki bir tuğladan ibaretsin” der. Duvar yaşamı, tuğla ise insanları sembolize eder. Ama sınırları zorlayıp kendin olabildiğinde bu duvardaki renkli tuğla sen olacaksın ve içinde yeşerttiğin bu ağaç en güzel meyvelerini verecek. Hayat sana rengarenk bir pencere açacak.

Platon’un meşhur “Mağara Metaforu” güzel bir örnektir. Mağara metaforu, Yunan filozof Platon’un devlet adlı eserinin yedinci kitabında Sokrates’in ağzından ortaya atılan Antik Çağ Felsefesinin en önemli metaforlarından biridir. Karanlık bir mağarada insanlar doğduklarından beri zincirlenmiş bir halde sırtları mağaranın girişine dönük, sadece karşılarındaki duvarı görebilecekleri şekilde oturmaktadırlar. Mağaranın girişinden yansıyan ışıkla nesnelerin duvara yansıyan gölgelerini seyrederek bir ömür geçirmektedirler.  İnsanlar başka bir yere bakamadıkları için yegane gerçekliğin bu karşılarında geçen imgeler olduğunu düşünürler. Nihayet bir gün içlerinden biri zincirlerinden kurtulup mağarayı terk eder. Bu insan mağaranın dışında yeni bir gerçeklik olduğunu, yıllarca duvarda gördüğü nesnelerin gerçek olmadığının farkına varır. Bunu mağaradaki diğerleri ile paylaşmak üzere mağaraya geri döner. Mağaradakiler ise dışarıda farklı bir gerçeklik olduğuna inanmazlar. Ve bu insanlara mağaranın dışındaki gerçekliği anlatabilmek de, buna inandırabilmek de imkansızdır. Aslında zannettikleri hayat, içinde bulundukları hayat olmadığı halde bunu fark edecek algılara da sahip değillerdir. Aralarından birisi zincirleri gevşetip arkasına bakabilse, yaşadıkları hayatın aslında yaşamak istedikleri hayat olmadığını anlayacaktır. Platon’un mağara metaforunda, temel olarak mağaranın toplumu, zincirin o toplumsal yapı içerisinde var olan kuralları, mağaranın duvarına yansıyan gölgelerin de toplumda kabul edilen doğruları sembolize ettiği kabul edilebilir. . “İşte, zinciri kıran, baş kaldıran o insan sorgulayan, gerçeği arayandır”

Platon’un Mağara Alegorisi izlerini filmlerde de görebiliriz. Wachowski Kardeşler’in yönetmenliğini yaptığı “Matrix” filmi Platon’un Mağara Metaforu’nun bir adaptasyonudur.

Aralarında geçen bu dialoglar tamamen Mağara Alegorisinin gizemini taşır. Aslında bedensel olarak içinde bulunduğumuz sistemin illüzyonundan kurtulup ruhumuzun bize hatırlattığı yollara cesaretle girdiğimizde ve hakikati aramaktan hiç vazgeçemediğimizde her birimiz gerçek özgürlüğün tadına varacağız.

Peki, siz kim olmak istersiniz?

Özgür mü, tutsak mı?

Yol mu, yolcu mu?

Yazar Hakkında: Kübra ERİŞEN

Satranç

Bir gece yürüyüşünde sokak lambalarının ışığı süzülüyordu geceye, elleri cebinde, kulaklığında ruhunun...
Devamını Oku

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir