KAR

Yazar Hakkında: Esra Özger BOZLAĞAN

Boş Sandalye

-Rahmetli dedem Alaaddin Uzun’un aziz hatırasına…-  Yürüyorsun. Tık tık tık… Ayak seslerin...
Devamını Oku

 

Ellerimin, ayaklarımın mütemadiyen üşümesinden mi sevemiyordum bu kışı, karı ,soğuğu? Yoksa kalbimin direnişi doğuştan mı geliyordu mevsime karşı, bilemiyordum. Bildiğim tek şey çocukluğumdan bu yana bana soğuktan başka hiçbir şey vaat etmeyen kıştan nefret ettiğimdi. Öyle ki adım adım yaklaşan bu mevsimin ayak seslerini huzursuzlukla takip eder, ne kadar bakmak istemesem de kışın gelişini isteksizce izlerdim.

 

Önce yavaş yavaş sıcaklar çekilirdi. Sonra hazırlıklar başlardı kış için. Kimi kılık kıyafet derdine düşer, kimi yakacak telaşına kapılırdı. Bazısı gelecek faturaların hesabını şimdiden yaparken  bazısı erzak depolardı.Ardından hiç bitmeyecekmiş gibi gelen soğuklar çıka gelir, zaman dallarda kurur kalırdı. Bu heyecanların ,hiçbirisinden zevk almayan bense,daha ilk günden baharı özlemeye başlardım.

 

Günün birinde hep sıcak memleketlere taşınma hayalim de bundandı belki.. Kışın geleceğini bilsem de bunu dert edinmemek büyük bir lüks olacaktı benim için.Sıcak bir memleket takvimlerdeki bir mevsimi silebilecekti. Peki ya kışın bana anımsattıkları. Bazı şeyleri unutmak da kışı hiçe saymak kadar kolay olacak mıydı peki? Bir şehir, bir mevsim yetebilecek miydi, zamanı kışa denk düşmüş ,soğukluğundan kendi mesul hatıraları silmeye?

 

Bu düşünceler içinde eziyordum ayaklarımın altındaki karları. Önümde soğuk bir şehrin solgun ışıkları akıyordu. Artık eski ,sobalı kışlardaki gibi; bacası tütmeyen evlerin ,çoktan soğumuş samimiyetlerin şehri. Usul usul yürürken sokakları ,donmuş hatıralar birer birer göz kırpıyordu..Arkamda, yalnızlığımın kara gömülmüş adımları. Üşüyordum. Sebebi en çok kendimden. Yürüyordum.

 

Her an düşme kaygısıyla. Ama pes etmeden. Birer kar topu yenilgisine benzeyen hayatımdaki tüm kaybedişlere aldırmayarak.

 

Ne kendi yalnızlığından ürken sokak lambaları ne de kendi olduğu için çoktan pişman kardan adamlar…Hiç birisi engelleyemiyordu beni. Kışa rağmen yürüyordum.

 

Ufaktan başlayan karla birlikte içimde yokluğuna sığındığım yaz hasretleri büyüyordu. Ve dilimde eski bir şiir. Bana sabrı öğretiyordu:

 

Yokluğun parçalanmış kar taneleri

Çoktan unuttum geri dönmeleri…

 

Yazar Hakkında: Esra Özger BOZLAĞAN

Boş Sandalye

-Rahmetli dedem Alaaddin Uzun’un aziz hatırasına…-  Yürüyorsun. Tık tık tık… Ayak seslerin...
Devamını Oku

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir