Mahpus Vicdan

Yazar Hakkında: Mehmet İlhan ŞAHİN

Vicdanları Uyandırmak

Hakkın hukukun başmuhafızı, kale gibi yıkılmaz ve yılmaz bir savcı… Adalet terazisinde...
Devamını Oku
Mehmet İlhan Şahin
Mehmet İlhan Şahin

Vicdan genelde yokluğuyla gündeme gelen bir kavram. Belki her erdem gibi varlığının değil de yokluğunun “haber değeri taşıdığı”, hatta insan evladının birçok erdemini kaybetse bile onu en son kaybedeceği düşünülüyor. Bu kavram çoğunlukla da merhamet yerine kullanılıyor, mesela vicdanı sızlamak tabirinde merhametle dolu bir gönüle atıf yapılıyor. “Vicdansız” dendiğinde kişiye kötülükte zirve yapmış, iyi olan her özelliğini, bilhassa merhametini kaybetmiş sıfatı verilmiş oluyor. Bense kelime yerli yerinde kullanılacaksa hemen hiç kimsenin aslında “vicdansız” olmadığını düşünüyorum. Bunca zulmün ve kötülüğün kol gezdiği bir dünya için çok iddialı bir ifade diye düşünebilirsiniz, sabredin meramımı anlatayım.

 

Vicdanı kısaca “içimizdeki mahkeme” diye tanımlayabiliriz. Bu mahkeme her insanda doğuştan var. Gün içinde zihnimizden geçen büyük-küçük her niyet, önce oraya arz ediliyor. Mahkeme çoğu kez çok hızlı karar veriyor gibi gelse de aslında birçoğu hakimi görmeden zabıt katibinin çıkardığı kararlar… O zabit katibi ise doğru diye öğretilen/öğrenilen ve zaman içinde değişebilen değer yargılarımız. Zihnimizden geçen niyetler, değer yargılarımıza uyuyorsa, daha önce tecrübe edilmiş ve sonuçları biliniyorsa derhal eyleme dökülüyor. Oysa o tip kararlar gerçek anlamda bir mahkeme kararı değildir ve dolayısıyla “vicdanî” değildir.

 

Vicdanın gerçekten devreye girdiği zorlu kararlar yorucu bir mahkeme sürecinden geçer, geçmelidir.

 

Zulmün ve kötülüğün kol gezdiği bir dünya bu, nitekim bunun doğruluğu hergün nice “vicdanlı” insan eliyle ispatlanıyor. Zira bunca kötülüğü yapanlar, aslında vicdanlı ama vicdanını kullanmayan, yani “hakimi hapsetmiş” zabit katibi ile iş tutan insanlardır. Çoğu kez hakim gibi davranan zabıt katibimiz, yani değer yargılarımız -bize hiç öyle gelmese de- özneldir. Bu yüzden karar almadan önce uyacağımız birinci kural, bu öznelliği hatırlamak olmalıdır ki “ciddi” niyetlerimizin hiçbiri hakimi görmeden zabit katibinin kararıyla eyleme geç(e)mesin. Değer yargılarımıza dayalı olarak kolayca verdiğimiz kararlar, her daim hataya ve tartışmaya açık olacaktır. Öte yandan niyetler o mahkemeye yani vicdanımıza arz edilirse, oradan çıkacak karar mutlaka adil olacaktır! Zira vicdan fıtrî bir mahkemedir, ne kişisel ne de toplumsal değer yargıları ona doğrudan etki edemez… Ondan çıkan Hakka-hakikate aykırı olmaz.

 

Bununla beraber unutmayalım ki, Hak merhameti barındırmakla birlikte merhametten ibaret değildir. Öyle durumlar vardır, merhamet Hakkı örter, adaleti gölgeler. İşte o yüzden ihtiyacımız olan laçka bir merhamet anlayışından ziyade vicdanların hürriyetidir. Ve kendi vicdanını hür kılmak, nefse zor gelse de, “dosdoğru ol”manın yegâne yoludur.

Yazar Hakkında: Mehmet İlhan ŞAHİN

Vicdanları Uyandırmak

Hakkın hukukun başmuhafızı, kale gibi yıkılmaz ve yılmaz bir savcı… Adalet terazisinde...
Devamını Oku