Sorgulanma Talebi

Yazar Hakkında: Mehmet İlhan ŞAHİN

Vicdanları Uyandırmak

Hakkın hukukun başmuhafızı, kale gibi yıkılmaz ve yılmaz bir savcı… Adalet terazisinde...
Devamını Oku

Bir ders veya konuşma dinledikten sonra aklınıza gelen bir soruyu sormaktan çekindiğiniz için vazgeçtiğiniz oldu mu hiç? Evet dediğinizi duyar gibiyim. Bundan eminim çünkü Türkçe yazıyorum, aynı coğrafya ve kültürü paylaştığımız insanlara hitap ediyorum. Zira bizde nadiren soru sorulur. Şimdi de bir kısmınızın bu cümleye itiraz ederek “olur mu hiç?” dediğini duyar gibiyim. Benim nadiren sorulur dediğim sorudan kastım,  en hafifiyle, “böyle diyorsunuz ama şöyle de olamaz mı?” ya da “böyle dediniz ama bunu neye dayanarak söylediniz?” gibi sorulardır. Yoksa meraklı bir milletiz, “hemşerim memleket nire?” ve benzeri sorulara çok sık rastlamakta olduğumuz aşikar. Bu yazıda sorudan maksadım o değil.

Sorgulamak kelime olarak kulaklarımızda bir nebze nahoş tat bırakır, onun için kelimeye karşı çoğumuz biraz serinizdir. O yüzden yazıya soru sorma konusuyla başladım, halbuki asıl niyet sorgulama konusuydu. Madem niyeti açık ettik, oradan devam edelim… Sorgulamak deyince aklımıza bir şüphelinin savcı tarafından sorgulanması da geliyor, ama konu o da değil. Mesele beşerî yani insan ürünü olan her görüş ve yargının eleştirilmeye açık olması meselesidir.

Çoğumuza soru sormak tevazu, sorgulamak kibir içerir gibi gelir. Sanki sorgulayan kibir içindeymiş de sorgulanana haksızlık hatta saygısızlık yapılmaktaymış gibi bir algı oluş(turul)ur. Oysa sorgulamak, bir yönüyle görüş zikredene insan olduğunu, yani eksik ve yanlışları olduğunu ya da olabileceğini hatırlatmaktır. İşte sorgulamakla ilgili sıkıntı çoğu kez buradan doğmaktadır. Hiyerarşik toplum yapısı zihinlere kanun gibi kazındığı için alt seviyede görülen birinin üst seviyedekine eksikleri ve yanlışları olduğunu hatırlatması kolay kolay kabul edilemez. Bunun illaki askerî bir hiyerarşi olması da gerekmez, konferans verenin bile güya hiyerarşide üstte olması kabulüyle, alttaki dinleyicinin onu sorgulaması biraz tuhaf gelir herkese. Ondan iyi mi bileceksin bakışları çevrilir sorgulayanın yüzüne! Evde baba, okulda hoca, işyerinde müdür, camide imam, köyde muhtar, ülkede başkan… Bu hiyerarşi çok katmanlı bir şekilde aşağıdan yukarı doğru çıkar. Bu kültürün içine doğmakla bahse mevzu olan hiyerarşi iliklerimize kadar işlenir. Ondandır soru sormaya çekinmemiz.

Sorgulamak denince kulaklarımızda bir nebze nahoş tat kaldığını baştan kabul etmiştim. Zira sorgulamayı yakıp yıkmak, kasıp kavurmak, itham ve tahkir etmek olarak benimseyip hayat tarzı haline getirmiş olanlar da var. Bu tarzın sahipleri kendilerini mutlak doğru, karşı olduklarını mutlak yanlış kabul ederler. Cehalet ürünü kibir ve bağnazlıkla doludurlar. Hırçın sorgulama tarzlarının boyası çabucak döküldüğü için, sorularının cevabını beklemezler, sonunda haksız çıkmaktan korkarlar. Bunların sorgulama niyet ve tarzları, bizi sorgulamak ve sorgulanmaktan soğutmamalı.

Esasen sorgulamak, soru sormakla kardeştir. Yukarıda belirttiğim gibi, sorgulayana insan olduğunu hatırlatmaktır, ama bununla beraber kendi yanılgı ve yanlışlarının ortaya çıkmasına da talip olmaktır. Sorguladığında sordukların karşı tarafı etkilediği gibi cevapları da seni etkileyecektir. Bu karşılıklı etkilenim yalnız bilgi düzeyinde değildir, ruhlar etkilenir. Soru soranın niyeti öğrenmekken aynı zamanda öğretir. Sorgulayanın niyeti düzeltmekse bile aynı zamanda kendi düzelir. Onun için her hâlükârda sormak iyidir, sorgulamak iyidir. Acziyetleri, zaafları, kusurları olduğunu, yani insan olduğunu bilen ya da hatırlamaya ihtiyacı olan için hem sorgulamak hem sorgulanmak iyidir. O nedenle başlık bir talep içeriyor, yazarken sorgulanmaya talibim, okuyanlar sorgulasın. Okuduğum ve dinlediğim herkesi de sorgularım bu vesileyle söyleyeyim.

Yazar Hakkında: Mehmet İlhan ŞAHİN

Vicdanları Uyandırmak

Hakkın hukukun başmuhafızı, kale gibi yıkılmaz ve yılmaz bir savcı… Adalet terazisinde...
Devamını Oku

1 Comment

  • Kolay gelsin dergiyi son dönemlerde keşfettim hocam yazılarınız çok etkili,başarılarınız sadece kulakla sınırlı değilmiş MaşaAllah.Gözlüklü ve ağlak öğrenciniz Ceren’den sevgilerle…İyi çalışmalar dilerim herkese.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir