Söz

Yazar Hakkında: İhsan KUTLU

Masa

İkinci ders için öğrenciler merakla bekliyordu. Hoca sınıfa geldi. Dosyasından evrakları çıkardı....
Devamını Oku

Nereye baksanız okumaya ilişkin bir güzelleme görürsünüz.

Bilge bir tavırla herkes okumanın öneminden ve gereğinden bahseder.

Okunacak şey yazıdır ve yazılı olan her şeye koşulşuz bir olumlu önyargı vardır.

Oysa yazılı olan her şey o kadar önemli ve gerekli midir? Bu hiç sorgulanmaz. Her yazılmışı okuyanların yüceltilmesi ise işin bir başka trajik yönü.

Velev ki yazı ve okumak önemli ama daha önemlisi söz ve dinlemek. Söz verip söz almak.

Her şey bir sözle başlamadı mı insanlar için? Yazı suni bir teknolojiydi sadece. Önce söz vardı ve önce söz verdik.

Sözümüz misyonumuzdu da. Ama onu unuttuk hep birlikte. Vizyon  gereği unuttuk hatta. Vizyon için; görmek/görünmek için koşarken unuttuk. Okudukça unuttuk ve unuttukça okuduk.

İçimizden bazıları unutmadı. Hep hatırladı. Hatırlatmaya çalıştı ilk sözümüzü. İlk sözümüz son sözümüz olsun diye çabaladı. Kimimiz ona yüzünü kimimiz sırtını döndü.

Düşünmedik. İlk sözümüzü unuttuk ve onu örttük.. Bize, bizden yakın olandan kendimizi uzaklaştırmak pahasına yeni olan ve yakın olana yaklaştık. Her yeninin eskiyeceğini de unuttuk; bugün bize yakın olanın aslında bize uzak olduğunu ve uzak olması gerektiğini de unuttuk.

Sözü dinlemedik. Esas SÖZe kulağımızı kestik ama kulak kesilmedik.

Şimdi elimizde ne var? Birçok okumuşumuz var. Ve bize okumamız gerektiğini söyleyenlerimiz var. Okumuşların okumayı övmesi ve okumamışların onlara öykünmesi var.

Ama artık dinleyenlerimiz yok. Çünkü okumuşların SÖZü yok.

Peki ne yapalım? Öncelikle bu soruyu sormaktan vazgeçelim. Ancak illa bir şey yapacaksak duralım ve hatırlama çabasında olalım: İlk SÖZümüz neydi? Ve o SÖZ kime verilmişti?

Yazar Hakkında: İhsan KUTLU

Masa

İkinci ders için öğrenciler merakla bekliyordu. Hoca sınıfa geldi. Dosyasından evrakları çıkardı....
Devamını Oku

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir