Uzun Uzun

Yazar Hakkında: Ahmet KIRMACI

Kısaca

Merhaba… Çok uzun zaman oldu. Yazdı, sonbahardı derken şimdi kış… Bahanem çok...
Devamını Oku

Yanımda 180. sayfasından ayrılmış, sayfaları çok kere okunmuşçasına buruşmuş, bazı cümlelerinden vurulmuş, altı çizildiği için unutulmayacak sanıldığı kadar, bir çırpıda unutulan cümleleriyle karşımda duruyordu. Kim tekrar tekrar okuyor acaba altı çizili satırları. Belki ikinci kere, o da tesadüfen.

Herkesin odasında bir yerlerde okumadan bıraktığı ya da okumak için sürekli ertelediği kitapları olduğuna eminim. Ve o kitaplar hiçbir zaman birine verilmeyecekmişçesine önce raflarda tozlanır sonra kutulara saklanır.

 

Okudukça yüklerinden kurtuluyor oysa insan. Okudukça maddeden arınıyor insan. Neden her şeyi biriktiririz de içbir şey atamayız, her şeyin sahibi sanırız kendimizi, hiçbir şeye sahip olmadığımızı bilmeyerek. Bazen üçe dörde bölünürüz. Birini okurken diğerine sevdalanırız bazen de. Yine de okumak iyidir, öğrenmek güzeldir, uyanmak sancılı olsa da. Bir arkadaşım derdi ki: “Romanları sevmiyorum çünkü bir şey vermiyorlar bana, onlar zaman kaybından ibaret.” Acaba hala öyle mi düşünüyor, oturup da soramadım bir türlü.

Ben kitap severim. Uzun hem de çok uzun seviyorum. Şarkıda dediği gibi; “Bir selvi kadar uzun, bu sevgi daha uzun, seni ne kadar uzun sevdim bilmiyorlar.” Bir kitaba başladım mı bitirmesi çok uzun sürüyor. Özünü okumaya çalışıyorum kelimelerden çok. Bahanem de çok. Gündüz iş yorucu, akşam gözlerim yorgun, görmesem özlerim onu gibi bahanelerim çok fazla. Saçıma değmesiyle bütün ellerin, gözlerimi kapadığı gibi 4. sayfada gözlerimi kapatmaya başlar anne şefkatiyle bir. Huzurlarınızda kitap uykusu. Çok da tatlıdır, bilenler bilir. Bendeki bu kitap sevdası böyle garip bir şey işte. Baktıklarında bir kitap vardır hep solumda sağımda ama hep biraz yarım. Yine de biter ama, ama uzun sürer.

Öyle her kitap da okunmaz tabii, aynı kitap başkadır başka zamanlarda. İnsan ne alacağını kendi seçiyor. Kişilerin nüshasıdır kitaplar. Farz et ki oturdun biriyle muhabbet ediyorsun. Boş insan da çok bilge insan da. Şu da bir gerçek ki boş dediğimiz insan bile bir şeyler öğretirken bize, boş dediğimiz kitaplar da öğretir mi ?   ‘Öğrenmek kutsal’ derdi bilge kişi. Hayat hep öğretir. Yine biz biraz da okuyalım dilerseniz. İster kısa kısa ister uzun uzun. Ama derinlere inip özü bularak okuyalım.

Bu içeriğin etiketleri
, , , , , ,
Yazar Hakkında: Ahmet KIRMACI

Kısaca

Merhaba… Çok uzun zaman oldu. Yazdı, sonbahardı derken şimdi kış… Bahanem çok...
Devamını Oku

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir