Yeni Yaş Üzerine

Yazar Hakkında: Rabia EMEKLİ

Yalnızca O’na

Öğleden sonraydı. Genelde eve girmek için zile basmak yerine anahtarımla girmeyi tercih...
Devamını Oku

Bir yıl daha… Bir yıl daha… Bir yıl daha… Günler, aylar, yıllar geçiyor; ömür geçiyor. Ve biz yaşlanmıyoruz; yaş alıyoruz! Koşuyoruz, yürüyoruz, düşüyoruz, kalkıyoruz ama ısrarla yola devam ediyoruz. Çoğu zaman hiç farkına bile varmıyoruz; zaman koşulsuz, sessiz ama hızlı geçip gidiyor. Yeni doğmuş bir bebeğin geçirdiği on yıl ile otuz yaşındaki bir insanın hayatından geçip giden on yıl arasındaki farkı algılamak, büyümek ile ölüme yaklaşmak arasındaki farkın soğukluğunu hissetmektir. Biz bu soğukluğu hissediyoruz da yine de kaçmayı, görmezden gelmeyi tercih ediyoruz. Hızla büyüyoruz. Bizler büyüdükçe çocuklaşmak gibi bir yapıya sahibiz; ama bu çocuklaşma sürecinde hep masumiyetten uzaklaşıyoruz. Hiç sakin değiliz. -di’li geçmiş zamanın anılarıyla gelecek zamanın belirsizliği arasındayız. -di’li geçmiş zamanın hatalarıyla, pişmanlıklarıyla boğuşurken, gelecek zamanın umudunu yitiriyoruz. Hayatla olan yarışta hep bir adım öndeyiz. Planlar, kurgular, hesaplar derken sonunda sahip olunan en değerli şeyi, içinde bulunduğumuz an’ı, kaçırıyoruz. Bu esnada unutulan bir şey daha var; aynaya bakmak! Değişimleri, çizgileri, gözlerdeki kederi fark etmiyoruz; aynaya bakmayı atladığımız için.

Sevmek… Abartı gösterisinde ölçüyü kaçırdığımız en kıymetli duygumuz! Bizler seviyoruz, çok seviyoruz; severken “çok” içinde kaybolup, gidiyoruz. O denli kayboluyoruz ki yoldan çıkıp bir daha o yolu bulamıyoruz ve sonunda yol da bizi unutuyor. Sonra nefret ediyoruz, çok nefret ediyoruz; bizlerde nefretin de ölçüsü yok! Yine de yaşıyoruz; tüm kaybolmuşluklara, tüm boğulmalara, tüm çırpınmalara rağmen. Kalabalıklaşıyor, hep çoğalıyoruz; hiç yalnız değiliz. Ama aslında doğarken de, yaşarken de, ölürken de yalnızız; bu kabul etmediğimiz, yok saydığımız bir gerçek. Kalabalıkların içinde her zaman önce yol seçiyoruz. Sonra o yolda yürürken karşılaştıklarımızı yoldaş ilan ediyoruz. Yolun sonunda tecrübe ediyoruz önce yoldaş, sonra yol seçimi yapmak gerektiğini. Yollar dümdüz değil; yol ayrımları var, engebeler, taşlar… Tam kendimizi yola kaptırmışken yol ayrımlarıyla, engellerle karşılaşıyoruz. Hayatın asıl önemi ve en değerli anları bu ayrımlardır; çok geç anlıyoruz.

Ayrılıklarımız… Bitmeyecek ilişkilerimiz bitiyor. Maddelerde gösterdiğimiz şuursuz tüketim olgusunu ilişkilerimize de yansıtıyoruz. Sonra bitip, gidenin arkasından nafile ağlıyoruz. Gözyaşlarımız düşüncesizlik, sevgisizlik, bencillik uğruna akıp, israf oluyor. Ölüyoruz! Her ölenin arkasından bir kez daha, bir kez daha ölüyoruz. Her ölümün kapanmaz yaralarıyla acımız artıyor. Hiç geçmeyecek gibi geliyor; ama geçiyor. Çünkü her şeyi unuttuğumuz gibi bu acıyı da unutup yaşamaya devam ediyoruz. Yaşıyoruz, yaşıyoruz, yaşıyoruz…

Yazar Hakkında: Rabia EMEKLİ

Yalnızca O’na

Öğleden sonraydı. Genelde eve girmek için zile basmak yerine anahtarımla girmeyi tercih...
Devamını Oku

8 Comments

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir