Yol Verin Bre…

Yazar Hakkında: Salih Murat GÜRBÜZ

Gök Uçurum Eşiğinde

Görülmemiş rüyalarım oldu benim. Uykusuz gecelerin hiçe saydığı rüyalar. Sessiz film tadında...
Devamını Oku

“Darda kaldım diye umutsuz olma, Yok iken dünyayı var eden vardır.” Neşet Ertaş

 Kalabalık toplumlarda yalnız gezen yalnız düşünen yalnız acı çeken bireyler olduk. Mahalleler çocuklarla değil arabalarla dolu artık. Eskiden şen çocuk cıvıltıları ile dolup taşan sokaklar sessiz. Mahallelerin, trafiğin ve kalabalığın hülasa her şeyin psikoloji bozuk. Sürekli bu dertlere ve bu bozuk psikolojilere çözüm aramakla meşgulüz. Tanımlar, tanımla somutlaşan problemler ve çözüm arayışları bir kısır döngü gibi. Modern toplum vebasına yakalanmış kilosundan, evinden, mahallesinden, işinden ve arkadaşından mutsuz sürekli kendi ve çevresi ile kavga eden bir millet. Ezcümle umutsuz vakalar. Keşkeleri ekmişler bitmemiş ya. Bitmek bilmez keşkeler ekiyoruz usanmadan umuda sığınmadan. Bu da maalesef vakaları çoğaltmaktan başka bir işe yaramıyor.

Bu satırları okurken yavaş yavaş bir şeyler çekiliyor mu içinizden? İçiniz daralıyor iç çekip derin bir nefes alıyor musunuz? Darlanıyor mu ruhunuz? Darlanıyor mu mekân yeter – sus demek gelmiyor mu içinizden? Bütün can sıkıcı tespitleri, düşünceleri bir kenara bırakıp; bir şiir bir şarkı dinleyip tebessüm etmek, iyi olana dair ne varsa hissetmek, bir dostla halleşip tebessüm etmek istemiyor musunuz? Umarım istiyorsunuzdur. Umuyorum ve umut ediyorum. Keşke değil umut ekiyorum biteviye. Elimde şiirler… Ve sığınırım içime…

Umut etmeyi unuttuğumuz vakit gerçekleşen bir hal bu yaşadıklarımız iyiye olan umudu inancı kaybettiğimizde çaresizliğin kara bulutlarının çökmesinin bir sonucu bu yaşadıklarımız. Psikolojide “öğrenilmiş çaresizlik” deniyor. Ben “öğrenilmiş halsizlik” diyorum bu hadsizliğimize. Öyle halsiz öyle miskiniz ki umut etmeye güzeli dilemeye onun için mücadeleye yorgunuz. Öğrene öğrene çaresizliği, halsizliği, hadsizliği mi öğrendik? Umudunu ne zaman yitirdi bu toplum? Sabah ola hayrolaları, gün doğmadan neler doğarları, herşeyin güzel olacağı temennilerini ne zaman unuttuk. Haddini bilmezliktir bu miskinliğimiz, boş ver adam sendeciliğimiz, olmazlarımız ve umutsuzluğumuz.

Sadece fakirin ekmeği değil katığımız, mayamız geleceğimizdir umut. Umut etmek bugünü yarını ve geleceği iyi etmek için bismillah deyip işe koyulmaktadır. Yaraların acısını üfleyerek azaltmaktır. Yere düşen ekmeği elinle çırpıp koca bir ısırık almaktır. Bilyelerini üttüğün arkadaşına mahsus yenilip şaşkını oynamaktır. Umut etmek beceriksiz bir futbol oyuncusu olduğun halde gol atacağını düşünerek zevkle oyun oynamaktır. Detone sesinle bağıra çağıra türküler söylemektir yalnız kaldığında konser verircesine. Umut etmek iyiye olan yolculukta heybemizdeki yolluktur. Acıkınca karnını doyuran ve susuzluğumuzu alan kana kana içtiğimiz sudur.

Çocukların gözlerinin içine bakın Karadeniz gibi hırçın, ay yıldızlı al bayrak gibi dalgalanan bir parıltı göreceksiniz. Umut en saf ve güçlü hali ile kor ateş gibi sıcacık oracıkta.

İçinizdeki çocuğa ve yüreklerinizdeki koca umutlara yol verin bre.

 

 

Yazar Hakkında: Salih Murat GÜRBÜZ

Gök Uçurum Eşiğinde

Görülmemiş rüyalarım oldu benim. Uykusuz gecelerin hiçe saydığı rüyalar. Sessiz film tadında...
Devamını Oku