Acı, ne kadar da uzak durulması gereken bir kavramın kısa heceli hali… Ona bulaşmamak, ondan uzaklaşmak, onu kötülemek insanın tercih edeceği bir durum algısı… Ne kadar da yaman bir yargı! Acıya talip olanlara karşı diğerlerinin fikirleri; işte acınılası olan budur. Oysa acıyla var olabilen ne çok insan var.
Acı, bir var olma aracıdır. Herkese göre değil ama bir kısmına göre acının varlığı kendisinin varlığıyla eşdeğerdir. Belki bir konserde belki sıcacık yatağında belki de tahayyül dışındaki herhangi bir yerde bir şekilde kendisini acı çekecek pozisyonda görebileceğimiz nicelerinin derdi kendilerini acındırabilmek değil varlığını hissedebilmektir. “Yok canım, bu kabul edilebilecek bir şey değil, insan kendisine neden zarar versin, saçmalık!” gibi beylik sözlerden sıyrılıp yorum yapmak yerine susup nötr olmak belki daha tercih edilesidir.
Dostoyevski’nin dayak yemek için bir subaya omuz atmasındaki eylemi nasıl tanımlarsınız? “Bir insan neden böyle saçma bir şey yapar ki” dememek gerektiğini söyledikten sonra en kısa cevap “Var olma” olacaktır. Silik bir karakter olduğu için fark edilmenin ve “ben de var’ım” demenin yoludur bu. Ya da Fight Club’taki ana karakterin kendi kanıyla, duyduğu acıyla nasıl hafiflediğini ve öz itibara sahip olduğu mesajını hangimiz alabildi? Siz hiç acıyla zevklendiğinizi hatırlıyor musunuz? Siz, hiç acıyla rahatladınız mı? Siz, acıyla boyut değiştirdiğiniz mi hiç? Şikâyet etmedikleri sürece acı çekenlere acımayın.
Acının fiziksel olduğu kadar ruhsal boyutu da pekâlâ vardır. Acı, özellikle ruhsal özellik taşıyorsa yani ruhunuz azapta, elemde, kederde, özlemdeyse yaratıcılık için kapılarınız açılmış demektir. Vücuda getireceğiniz herhangi bir eserde acı, vazgeçilmez bir olgudur. Bunun dışında acısız üretim de pek tabii ki gerçekleştirilebilirmiş. Bunu da anlamak tarafımdan çok kolay değil.
Bugün gelişmiş sanattan, zengin edebiyattan ve hatta kısmen ilerlemiş bilimden bahsediyorsak acıyla yoğrulmuş insanlar sayesindedir. Acı, bir ilham ve var oluştur. Minnet duymamız gereken sanatçıların, edebiyatçıların, filozofların, bilim insanlarının acılarını seviyorum. Acıyı seviyorum. Acınmak için değil üretmek için. Kendim için söylemiyorum, sanatçının, filozofun, edebiyatçının bazen de bilim insanının hayatı güzelleştirebilmek adına acılara muhtaç olduğu için acıyı seviyorum.
Acı, bir ilham ve var oluştur.
Acıya hiç bu kadar iyi yönüyle bakmamıştım. Çok güzel bir yazı daha yazmışsınız. Sağolun.
Çok başarılı bir yazı. Her yazınızda çok şeyler öğreniyorum. Bana ilham veriyorsunuz.