Adı Konmamış

Yazar Hakkında: Beyza Nur

Lale

            Berra, yağmurun camlara vuran sesiyle uyandı....
Devamını Oku

 

 

 

 

 

Bazı yerler vardır, insan oradan ayrıldıktan sonra bile içinde ukde kalır. Bir okul mesela sadece duvarlardan, sıralardan, tahtalardan ibaret değildir içinde biriken sesler vardır gülüşler, fısıltılar, yarım kalmış cümleler…

Ve bazen, söylenmemiş sözler…

O gün de diğer günler gibi başladı. Aynı sabah, aynı telaş, aynı okul zili… Kimse o günün farklı olacağını bilmiyordu. Zaten insan, en büyük kırılmaların yaklaştığını çoğu zaman fark etmez. Her şey sıradan bir anın içine gizlenir; bir bakışın içine, bir suskunluğun kenarına, sorulmamış bir “iyi misin?” sorusunun boşluğuna. Aslında bazı şeyler hep oradadır. Ama biz çoğu zaman onları görmezden geliriz, yolumuza devam ederiz. Çünkü fark etmek sorumluluk getirir; duymak ise insanın omzuna bir yük bırakır. Bu yüzden bazen en açık şeyleri bile yok sayarız. Birinin sessizliği mesela. Kalabalığın içinde var olup aslında yalnız kalan bir insan. Orada durur ama kimse gerçekten yanında değildir. Ya da içinde bir şeyler birikmiş ama bunu anlatacak kelime bulamayan biri kırgınlık, öfke, yalnızlık ve daha birçok duygu hâli iç içe geçmiştir ama dışarıdan bakınca sadece belli belirsiz bir gölge görünür.

Ve çoğu insan o gölgenin ne anlattığına bakmaz.

Sonra bir gün, beklenmedik bir şey olur. Bir anda herkes konuşmaya başlar, ama kimse aynı hikâyeyi anlatmaz. Cümleler artar, fakat anlam giderek dağılır. Herkes gerçeğin bir ucundan tutar ama kimse tamamını bilemez. “Hiç fark etmemiştim” diyenler çıkar. “Aslında bir şeyler vardı” diye fısıldayanlar da olur. Ama en çok da geriye derin bir sessizlik kalır. Çünkü bazı şeyler olduktan sonra konuşmak, olanları geri getirmez. Sadece içimizde büyüyen boşluğu daha görünür hâle getirir. O okul artık eskisi gibi değildir. Sıralar, duvarlar, pencereler aynı kalsa da ortam değişmiştir. Görünmeyen ama hissedilen bir ağırlık çöker her yere. Bir köşeden geçerken adımlar yavaşlar, bazı isimler anılmaz, bakışlar çabucak başka yöne çevrilir. İnsan unutmak istese bile bazı yerler unutmaz.

Ve belki de en çok, insanın içi unutmaktan vazgeçemez.

Gecenin bir saatinde akla gelen o anlar… “Acaba?” diye başlayan sorular, “Keşke” ile biten cümleler. Hiçbiri tam değildir, hiçbiri yeterli gelmez. Ama hepsi bir araya gelince geriye ağır bir sessizlik kalır. Belki de giz dediğimiz şey budur. Saklanan bir sır değil, söylenemeyen bir duygudur. Herkes biraz bilir ama kimse tam anlatamaz. Herkes içinde taşır ama kimse göstermez. Eksiklik, gönül sızısı, geçmeyen ama zamanla alışılan bir ağrı gibi. Zaman geçer. Günler birbirini takip eder. Hayat devam ediyor gibi görünür. Ama bazı şeyler geçmez, sadece daha derine iner.

Ve orada, kimsenin ulaşamadığı bir yerde, sessizce var olmaya devam eder.
Tıpkı adı konmamış bir giz gibi.

Yazar Hakkında: Beyza Nur

Lale

            Berra, yağmurun camlara vuran sesiyle uyandı....
Devamını Oku

1 Comment

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir