Bir Sisifos Sesi

Yazar Hakkında: Yavuz Sezer OĞUZHAN

Haz ve Acı Gergefinde Yaşamaya Bir Çözüm Önerisi: Sentetik Hedonizm

Evren’in, Dünya’nın, insanın var olma amacının ne olduğunu sorgulayan filozoflar ortak bir...
Devamını Oku

Sokak çocuğuyum ben. Çıkmaz sokakların bangır bangır haykıran, avazı çıktığı kadar ağlayan, dizleri ve dirsekleri yara, gözleri yaş, üstü-başı kir ve pasak ama umudu ayakta olan bir çocuk. Vakur duruşunun ötesinde içinde yüreğinden akan kan ırmaklarının sızıntılarını hapseden çocuk.

İçimde zaman zaman zincirlerini dizginleyemeyen, bıraksam eve barka gelmeyecek, saklandığı köşe başlarından hiç çıkmayacak olan bambaşka bir çocuğum var benim.

Yıllardır koşturdum yaşamın sokaklarında. Her köşesini bilmem belki, belki bazı kaldırımlara ayak dahi basmadım. Ama o kaldırımların soğukluğunu bilirim. Köşe başlarındaki kokuşmuş çöplerin aşinasıyım. Duvarlardaki yaşanmışlıkları, renklerinin anlamını bilirim. Hangi yolun çıkmaza çıkacağını da işte onlar anlatır bana.

Benim şehrim öyle bir şehirdir ki; ya evinde çürüyeceksin ya çıkarın için kan ve irin kokan bazı sokaklarında adammışsın gibi caka satacaksın ya da çürümeyi tercih etmeyip nefes almak için yürüyeceksin yürümenin sonunda çıkmaz sokağa varacağını bile bile.  Bile bile yenilmek.

Bile bile yenilmek. Güle güle yenilmek… Bir aslanın ölümü gibi tozu dumana katarak ölmek. Yine de bir şeyler yapmış olmanın ferahlığını duyarak ölebilmek. Yolunun nereye varacağını ve nelere ulaşamayacağını bilerek yorulmak. Sokağın çıkmaz olduğunu bilerek yürüdüğün yoldan keyif almaya çalışmanın adına “yaşam” diyorlar. Çıkmaz sokak ne mi peki? Ona da “kader” dediler. Yaşayacaksın öyle. İster sev ister sevme. Üç seçenekten birini tercih etmekten ibaretiz. Yok olmak, gururlu ama kısa şekilde var olmak ve gurursuz, ruhu satılmış biçimde var olmak.

Yaşadıklarımı üst üste koyunca Bir Sisisfos’a dönüştüğümü fark ediyorum. Sırtımda bir kayayla çıkıyorum ve sonra yerlerde buluyorum kendimi. Yine çıkıyorum, yine yerlerdeyim. Bu döngünün ne zamana kadar süreceğini ben de bilmiyorum. Bildiğim tek şey nefes aldığım sürece Sisifosluktan ve biraz (bazen) da Don Kişotluktan sıyrılamayacağım gerçeği. Sırtımdaki kayayı bir görseniz! Bir Sisifos olarak elbette kırgınım, kızgınım Yunan Tanrılarına. Ama belki de bu sayede öğreniyorum yaşam denen süreci. Gidip gidip gelerek, çıkıp çıkıp düşerek ve ölüp ölüp dirilerek…

Çok mu karamsar bir tavır içindeyim dersiniz? O kadar da çamur içinde değilim elbet. Elbet, umutlarım, sevinçlerim, heyecanlarım var. Dedim ya içimdeki çocuğu nasıl susturabilirim? O olmadan uçurtmalarıma nasıl rüzgar arayabilirim? Güneş şarkılarını nasıl mırıldanabilirim?

Bir sokağın çıkmaz olmadığını ummak ve bu uğurda yürümek güzel. Çocuk seslerinin yankılandığı sokakların içinden ıslık çalarak geçmek ne de hoş.

Dünya kötü olsa da yaşamak güzel. Yaşayın gitsin…

Yazar Hakkında: Yavuz Sezer OĞUZHAN

Haz ve Acı Gergefinde Yaşamaya Bir Çözüm Önerisi: Sentetik Hedonizm

Evren’in, Dünya’nın, insanın var olma amacının ne olduğunu sorgulayan filozoflar ortak bir...
Devamını Oku

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir