Dünya’yı Değiştirmek

Yazar Hakkında: Kemal AYBATAN

E-İroni

Kendimi ve yaptıklarımı sorguluyorum bu Covid-19 karantinasında: Bugün Anneler Günü!!! Anneler gününde...
Devamını Oku

Ne kadar kolaydır değil mi dünyayı daha güzel bir hale getirmek? Her şey hakkında yorumda bulunmak ve nasıl olması gerektiğini söylemek. Ya da daha da kolayı bilgisayar, tablet ve telefon aracılığıyla dünyanın değişimine katkıda bulunmak. Sosyal medyada güzel bir video izlediğimiz zaman etkilendiysek eğer, elimiz paylaş butonuna otomatik olarak gider ve paylaşırız. Bunu yaparken de aklımızdan; “insanlar bunu mutlaka görmeli ve hayatlarında bir şeyleri değiştirmeli” diye geçiririz. Çünkü izlemiş olduğumuz davranış doğru bir davranıştır ve dışarıda bu davranışı sergilemeyen milyonlarca insan vardır. İnsanlar, tüm sorunun sahibi onlardır. Dünyayı yaşanmayacak hale getiren insanlardır.

İzlemiş olduğumuz bir videoyu ya da okumuş olduğumuz güzel bir yazıyı paylaşırken kendimizi videodaki ya da yazıdaki kahramanın, iyi insanın yerine koyarız. Ama aslında gerçek öyle midir? Videoda trafikteki yaşlı bir teyzeye ya da yolun ortasında kalan korkmuş bir hayvana yardım eden kişi gibi mi yaşıyoruz hayatı? Evimizden ayrıldıktan sonra arabaya bindiğimizde ya da dışarıya adım attığımızda aynı duygularla mı hareket ediyoruz? Araç kullanırken daha ilk köşede arabasının motoru bir arızadan dolayı duran birinin arkasından kornayı köklemiyor muyuz? Araç kullanırken karşıdan karşıya geçmek isteyip de korktuğundan dolayı yola aniden fırlayan hayvana, “hayvan oğlu hayvan, adama kaza yaptıracaksın!”demiyor muyuz?

Evsize, fakire, kediye ya da köpeğe yapılan yardımdan duygulanıyoruz. Peki ya sokağa çıktığımızda? Aynı duygularla davranıyor muyuz? Ne evsizi, ne kediyi ne de köpeği görüyoruz. Aslında görmeye, beslemeye ya da yardım etmeye ne gerek var ki? Ben zaten iyi bir insanım, az önce sosyal medyada hayvanların korunması ve beslenmesi ile ilgili ne kadar duyarlı olduğumu gösterdim edasıyla ortalıkta dolaşmıyor muyuz?

Aaaaaaaah insanoğlu ahhhh!!! Sanırsın ki; dünya diğer insanlardan dolayı kötü. Ama hiç de kendine bakmazsın değil mi? Her ne iş yaparsan yap, her nerede olursan ol, hep diğer insanlardır saygısız olan, dünyayı kirleten ve kötülük eden. Aslında o diğer insanlar dediğimiz kitleyi de birer birer bizler oluşturmuyor muyuz?

Keşke insanlar saygılı olsa derken saygısız davranan bizler değil miyiz?

Keşke eğitim daha iyi olsa diyen öğretmen, ne yapabilirim ki, sistem bunu gerektiriyor demiyor mu?

Keşke bayramlar daha iyi geçse, nerde o eski bayramlar diyen insanlar bayrama 2 ay kala tatil planlarını tamamlamış olmuyor mu?

Keşke çocuklarım kitap okusa diyen bir diyen bir anne ve baba, akşam yemeğini bitirdikten sonra televizyonun karşısına geçmiyor mu?

Hastanede hastaların daha saygılı ve anlayışlı olmasını isteyen doktor, hasta geldiğinde, hastanın vermiş olduğu selamı duymazlıktan gelerek,“neyin var” diye sert bir tavırla sormuyor mu? Aynı zamanda doktorun kendisine daha saygılı davranmasını ve daha ilgili olmasını isteyen hasta da içeride hasta varken doktorun kapısını saygısızca açıp içeriye dalmıyor mu?

Bunlar gibi daha nice örnekler var. Tüm bunları düşündüğümde acaba biz yetişkinler egosantrik (benmerkezci) dönemde mi yaşıyoruz diye sorgulamadan edemiyorum. Bu da ister istemez aklıma narsistik kişilik yapısını getiriyor ki; narsistik kişilik yapısına sahip olan kişiler, başkalarının düşünce ya da isteklerine gereken ilgiyi gösteremeyen kişilerdir. Başkalarının hakkına saygı göstermeden ve gerçeklerle bağdaşmasa bile daima kendilerini haklı göstererek ve o hedefi, gerekli emeği vermeden bile haketmiş sayarak en önde, en gözde ve tek olmak isterler.(*)

İşin daha da ilginç tarafı normal hayatta tüm bu davranışları sergiliyoruz ama sosyal medyayı kullandığımız zaman en saygılı, en yardımsever, en vatansever, en hayvansever vb. biz olmuyor muyuz? Peki nedir bizi gerçek hayattan bu kadar soyutlayan? Eğer narsistik kişilik yapısına sahip değilsek ve egosantrik dönemde de yaşamıyorsak, o zaman bizler neden bu belirtileri yoğun bir şekilde gösteriyoruz? Acaba kendimizde eksik olan şey ne? Tolstoy’un dediği gibi; herkes dünyayı değiştirmek istiyor ama kimse kendisinden başlamak istemiyor.

Bırakın şimdi dünyayı değiştirmeyi de işe önce kendimizi değiştirmekten başlayalım. Şu ana kadar bir sürü filozof ve düşünür dünyanın değişimi ve daha iyi bir yer olması konusunda yorumlarda bulunmuş. Ama etrafınıza şöyle bir bakın. Sanırsınız ki; herkes filozof herkes çok zeki. Ne demiş Mevlana Hazretleri; “Dün zekiydim, dünyayı değiştirmek isterdim. Ama bugün akıllıyım kendimi değiştiriyorum”. Yani akıllı insanlar görmek istedikleri güzellikleri ve iyilikleri önce kendileri sergilerler. Peki içimizde var olan güzel duyguları ve iyilikleri harekete geçirmemizi engelleyen bir korkuluk mu var? Varsa, yıkın o zaman daha iyi bir insan olmanızı engelleyen tüm korkulukları, çıkın dışarı, gerçek hayatta da iyi insanlar olduğunuzu gösterin. Karşılık beklemeden iyilik yapın, olmasını istediğiniz bir dünyanın çevrenizdeki örneği siz olun.

Çünkü “istemek” harekete geçmeyi gerektirir.

 

*Erich Fromm: Sevginin ve Şiddetin Kaynağı. Payel Yayınları, 5. basım, s. 63-67.

Yazar Hakkında: Kemal AYBATAN

E-İroni

Kendimi ve yaptıklarımı sorguluyorum bu Covid-19 karantinasında: Bugün Anneler Günü!!! Anneler gününde...
Devamını Oku

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir