Hem elinin hem yüzünün teri bardak dibi gibi olmuş gözlüklerini kirletmişti. Kafasını tamamen saran şapkanın bunaltmışlığı da, pazarın çıkışında güneşle yarışıyordu. Aldığı tek şey ikişer kilo patates ve soğandı. Her şeyden almaya niyetlenip geldiği pazardan pek bir şey almadan dönerdi her seferinde. Çok yemezdi, açlığı çok olsa da yemek yiyememekten her zaman şikayetçiydi. Kendince, yemeye yemeye midesini küstürmüştü. Hoş tek küstürdüğü de midesi değildi…
Kimse kalmamıştı yanında karısı, çocukları çoktan uzaklaşmışlardı bu yabani adamdan. İlçeden uzakta tarlanın bir köşesine yaptırdığı iki gözlü ev insanlardan talep ettiği son şeydi, onun da karşılığını fazlasıyla vermişti. Her işini kendi yapar, insanın kendine yetmesi gerektiğini düşünürdü. Bu düşüncesine kimseyi ortak edemediğinden, belki de kimseye yetemedi, sadece kendine yettiğini sandı hep.
Evine döndü. Teri soğumadan bahçedeki işlere girişti. Oturursam kalkamam der gibiydi vücut dili. Kazma, kürek, bel derken birkaç saat geçti. Çok dinlenmeden de bir çay koydu ocağa. Ve oturdu az önce güneşi geçmiş sedire.
Pazarlara daha az gidebilmek için her şey üretmeye çalışırdı. Birer ikişer her şeyden fidelerdi bahçenin her yerine. Aslında bütün yaşamı boyunca yaptığıda tam buydu; her şeyi denemişti. Ne yaparsa yapsın hep en iyisini olmasına debelenip çok azının iyi olduğunu fark edememesi de garip bir ütopyaydı.
Güneş dağlara yanaşıp bahçeyi karartırken demli bir çay koydu kendine. Dumanını gözlerini kısarak süzdükten sonra dolu dolu bir yudum çayından içti. Sanki gün boyu yorulmamış da çaydan bir yudum alırken yorulmuş gibi derin bir nefes çekti serin rüzgardan çayın üzerine.
Belki de aldığı son nefesti o; ardından vereceği son nefes olacaktı. Adamı günlerce fark eden olmadı; tavuklar ve her sabah üzerine doğan güneş dışında. Kendine yetmiş oldu mu, olmadı mı pek bilemedim ama tercihi bu yönde olmuştu.
Her bir şeyden kaçarız da nefes bıraktığında bizden son ümidi o zaman siliniriz hiç var olmamışcasına…

Kaleminize, yüreğinize sağlık. Tek başına yaşayıp tek başına azalan bir insanın yalnızlığını ve iç dünyasını çok duru, çok etkileyici bir dil ile anlatmışsınız. Son cümleniz hafızalrda kalacak türden.
Tebrikler.