Bilmece

Yazar Hakkında: Esra Özger BOZLAĞAN

Boş Sandalye

-Rahmetli dedem Alaaddin Uzun’un aziz hatırasına…-  Yürüyorsun. Tık tık tık… Ayak seslerin...
Devamını Oku

Uzakta çook uzakta, bilinmeyen bir noktada… Tam ortada, giderek büyüyen bir acıyla duruyordu zaman… Kesik bir baş gibi can çekişen her ruh, bedenini arıyordu.

Gece karanlıktı. Zifiri karanlık. Siyaha bulanan boşluk tüm ihtişamıyla yayılıyordu ortalığa. “Tüm bu mekan ve zaman bana ait”dercesine gururla yürüyordu.Bütün mülkiyeti tek başına arsızca sahipleniyordu.

Fakat o da ne?

Bu kesif karanlığın içinde usul usul parlayan ?

Siyahı yırtan, dağıtan, parçalayan?

Söz…

Söz…

Hep söz…

Geceye kafa tutarcasına ışıldayarak yaklaşıyordu.

Söz…

Nurani bir hürriyet alanı.

Aydınlık bir rüya.

Ağırbaşlı bir başkaldırı.

İşte iki düşmanmış gibi duran aydınlık ve karanlığın kavgası .

İşte geceyle sözün iktidar inatlaşması.

Bu hesaplaşmada kime hangisine söz geçer, naz söker bilinmiyordu. Kim kime galip gelir ,hangisi yenilgiyi kabullenir akıl sır ermiyordu. Sadece gören gözler ibret alıyordu hissesince, o kadar.

Sonra sessizce zamana bırakılıyordu boşlukta asılı kalan onca soru.Beklemek o an sabıra dönüşüyordu.

Derken ne bir kavga ne bir gürültü…

Ne bir savaş ne bir kıyım.

Boğuşma bekleyen bakışlar hüsranla, utançla yeri dövüyordu.Yalnız sessiz bir ahit imzalanıyordu sanki ikisi arasında. Söz ve gece dingince anlaşıyordu.

Ardından her söz daralıyordu siyahta. Küçülerek, büzüşerek akıp geçiyordu gecenin ucundan. Daha büyümek için, coşmak,kudurmak için küçülüyordu. Hiçliği hiçe sayıyordu söz.Gecenin içinden geçerken onu da kendine benzetiyordu.Geceden geriye bir şey kalmıyordu. Bu bir mağlubiyet mi kimse bilmiyordu.

Durdum.

Gecenin öteki ucunda.

Durdum…

Umut etmeyi umarak.

Duruldum (mu)?

Mahkûm bir soru inadıyla… Duruldum(mu)?

İbret almayı umut ederek durdum.

Gece; bir deli saçması,

Uçuk dudaklarda, uçuk bir renk solan yanaklarda. Gece; mananın uç noktası.

Her şeyin sonu gece.

Her şeyin de başlangıcı elbette…

Gece;

Bilmece.

Söz; akıllı lokması

Yokluğa biçilmiş bir kefen

Sonsuzluğa uzanan bir çift el

Söz; hiçliğin sonu ve başlangıcı aynı zamanda.

Söz;

Bilmece.

Yazar Hakkında: Esra Özger BOZLAĞAN

Boş Sandalye

-Rahmetli dedem Alaaddin Uzun’un aziz hatırasına…-  Yürüyorsun. Tık tık tık… Ayak seslerin...
Devamını Oku

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir