Gök Uçurum Eşiğinde

Yazar Hakkında: Salih Murat GÜRBÜZ

Gök Uçurum Eşiğinde

Görülmemiş rüyalarım oldu benim. Uykusuz gecelerin hiçe saydığı rüyalar. Sessiz film tadında...
Devamını Oku

Görülmemiş rüyalarım oldu benim. Uykusuz gecelerin hiçe saydığı rüyalar. Sessiz film tadında tek kelime etmeden görülmeyi arzu eden kuytu köşelerde duran rüyalar. Yönetmen sinemalarının ölümcül sakinliğinde ve imgeselliğini barındıran, gişeden ve herkesin anlamlandırmasından uzak.  Hayatı boyunca adam gibi bir sevdaya hasret bir muhterisin biçare umudu gibi rüyalar. Görsem belki bir gün tüm tılsımı geçecek. Görsem belki rüyalar sapağında ışığı beni yolumdan edecek. Dedim ya görülmemiş rüyalarım var. Söyleyemediğim konuşamadığım cümleler gibi boşlukta asılı. Uyanıklığa tutsak rüyalar.

 

Birde yarınlarım var benim dünlerimde kaybolmuş. Keşkeleri ektiğim ama bitiremediğim dünlerim. Yarınlarım var bugünlerimin katili, bir fotoğraf karesi gibi. Ama öyle şipşak çektiğiniz ve telefonunuzdaki binlerce karelerden biri değil. Bir sanatçı edası ile çekilen fotoğraf karesini düşünün.  Bir fotoğrafçının garip bir ikilemi olan fotoğrafı çektiği o anı. Fotoğrafçı yarına bırakacağı fotoğraf için bugünde görüp yaşayacağını feda eder. O anı yaşamak yerine yarına bir şeyler bırakmak üzere kadraj derdine düşer, ışık ayarlar, mercek seçer, açı bulur o günü yaşamak yerine size yaşatmayı tercih eder. Sizin bugün gördüğünüz fotoğraf, fotoğrafçının yarınıdır aslında. Dün, bugün, yarın hayatımın eş kenar üçgenidir. Hayatın geometrisinde anlamlı ve iç acıları birbirine eşit.

 

Kelimelerini ilmek ilmek dokuyup da dışına cümle kuran seslendiren biri değil de söylenmemiş sözü olan kaç kişi tanırsınız. Kaçı ile konuşmadan anlaşır, konuşmadan anlatırsınız. Ağaç neden yeşildir, neden konuşmadığı düşünülür, kaçımız dinlerken duymadık seslerini, güneş toprak ve suya mı özlemleri yoksa sadece dertleşmeye mi? Tüm bunlardan azade boş vermişliğin asude hayali ile gölgesinde serinlemek mi aslolan gerçek yoksa?  Sizde içinize akan suskunluklarda mısınız? Suskun mu küskün müsünüz yoksa hayata? Ne demiş Fuzuli “Söylesem tesiri yok, sussam, gönül razı değil” Tesiri mi yok cümlelerinizin, gönlünüz mü razı değil bu susmalara. Yağmurlara dönüşmeyen gök gürültüleri mi sardı dört bir yanımızı? Susarak büyümüyor mu cümleleriniz yoksa. Susun ve söyleyin.

 

Şimdi söylenmemiş cümlelerimi hazine sandığından gönüllüce o paslı teneke kutusundan, önemli adam ciddiyetimi takınarak çıkarsam ve afacan bir çocuğun erikleri cebine doldurduğu o iştahla cebime doldursam tıka basa. Dünümü, bugünümü ve yarınlarımı gazete kâğıdından yapılmış bir külah gibi başıma taksam muzaffer komutan edası ile ve hatta bir tören yürüyüşü de yapsam mahalleye karşı. Ve büyük hayalleri olan her çocuk gibi rüyalarımı mendilimin içine sarıp sarmalayıp alsam koynuma ve koyulsam o bitmez yola. Olan olmayan ne varsa, olsa ya da olmasa ne gam. Yürüsem uzaklara, yürüsem en yakında olup ulaşamadıklarıma. Sesimi kıssam iyice eski bir lambalı radyonun sesini kısar gibi ve yükseltsem cümlelerimi içe doğru üstadın dediği gibi.

Yazar Hakkında: Salih Murat GÜRBÜZ

Gök Uçurum Eşiğinde

Görülmemiş rüyalarım oldu benim. Uykusuz gecelerin hiçe saydığı rüyalar. Sessiz film tadında...
Devamını Oku

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir