Popüler Pandemiye Spiritüel Bir Pencere

Yazar Hakkında: Gül AYYILDIZ

Zamanın Kumları Üzerindeki Ayak İzleri

“Kış ortasında içimde mağlup edilemez bir yaz olduğunu fark ettim.” derken her...
Devamını Oku
Var olmak ya da olmamak arasındaki incecik sınırın, gözle görülemeyecek kadar minnacık bir virüs tarafından haykırıldığı şu son zamanlarda, bir dolu duyguyla da harmanlanıyoruz aynı dertten muzdarip bir dünya insanı olma kıvamında. Ancak canlı bir organizmayla birleştiğinde hayat bulan, tek başına canlılığı dahi tartışılan, yaratılmış en basit varlık, başına koyduğu bir taçla kendi krallığını ilan etmeye çalışırken biz insanoğlunu da hizaya mı getiriyor acaba?
Ülke sınırlarının, ırkların, sosyal statülerin, ekonomik seviyelerin, yani insanoğlunun biçtiği tüm değerlerin eşitlendiği bir eşikten geçerken Dünya gezegenine, başka bir gezegenden saldırı olmuşçasına, aynı düşman karşısında tüm insanlık olarak mücadele veriyoruz. Endişelerimizin kendimizi, sevdiklerimizi aşıp, tüm insanlık boyutuna ulaştığı bu soylu duyguyla yoğrulurken, “ben”den, “biz”e de iltica ediyoruz aynı zamanda.
Dünyanın herhangi bir yerinde, herhangi bir insanla başlayan bir durumun tüm insanlığı yoklaması, bizim de anbean kapımıza dayanması bir çok öğretiyi de haykırıyor: bir bütünün parçalarıyız, kendi bilinç düzeyimiz ölçüsünde yaşamı etkilemekteyiz ve ortak bilinç tarafından etkilenmekteyiz. “Bazen dünyayı bir kişi değiştirebilir.” Bu değişim Allah’ın insanoğluna sunduğu aklı devre dışı bırakarak ilkel duygularla yapılmış bir seçim de olabilir, bir düşünce kıvılcımı da olabilir, bir tedavi metodu da veya hastalığın tekrarını önleyecek bir aşı da…
Soylarının tükeneceği ihtimaline dahi omuz silktiğimiz hayvanların, hunharca tükettiğimiz kaynakların, acımasızca kirlettiğimiz doğanın bize yolladığı, elinde kocaman “DUR” işareti taşıyan bir elçisi belki de bu virüs!
Başımızı soktuğumuz kendi hayatlarımızdan, özümüze yabancılaşan taraflarımızdan, susturamadığımız hırslarımızdan, hep daha fazlasını isteyen yanlarımızdan, gelecek kaygımızdan bir diğerine kör, sağır kesildiğimiz zamanların bir çığlığı… Popüler kültürün dayattığı bireysel, benmerkezci, içe dönük yaşamlarımızın, ancak diğer insanlarla birlikte yaşamaya göre dizayn edilmiş doğal yaşam kodlarımızla çetin çatışması. Ruhlarımızı bedenlerimizin hızının gerisinde bıraktığımız şu modern çağda hayatımızın tam ortasına konmuş zorunlu “YAVAŞLA” tabelası!
Samimi buluşmaların, içten kucaklaşmaların, insan sıcağını ve enerjisini birbirine bulaştırmaların önemini ve özlemini vurgulayan, birbirimiz olmadan yaşamın ne kadar kısır ve sığ olduğunu idrake çağıran hayatlarımızın ortasına atılmış ses bombası…
Tüm dünyanın şalterini indiren, milyonlarca insanı küresel eve kapanma hareketine baş eğdiren bu görünmez varlık kendi özgürce gezinirken, oluşacak birçok değişimin, dönüşümün resmini de çiziyor adeta. Doğumlar sancılardan, çekilen acılardan geçerek gerçekleşir. Dünya doğması zorunlu değerlerin sancılarını çekiyor. Bir şeyi sabit kılmamaya, değişime, dönüşüme göre tasarlanmış evren bu pandeminin üstesinden gelmeye gayret ederken biz insanlığı da gecikmiş daha yüksek bir bilince zorluyor.
Yazar Hakkında: Gül AYYILDIZ

Zamanın Kumları Üzerindeki Ayak İzleri

“Kış ortasında içimde mağlup edilemez bir yaz olduğunu fark ettim.” derken her...
Devamını Oku

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir