Günlerimiz büyük bir hengâme ile geçiyor.
Ne sabahın farkındayız ne gecenin idrakinde.
Gün ortası büyük dişli; bedeni öğütüyor, ruhu tüketiyor.
Yetişmeye çalıştığımız yerler ile yetiştirmeye çalıştığımız işler arasında mekik dokuyoruz.
Zaman bize yetmiyor, 24 saat kifayet etmiyor. İmkan olsa da uyumasak dediğimiz bile oluyor.
Neden? Çünkü mühim işlerimiz var! Uyuyunca geride kaldığımız hissine kapıldığımız mühim işler…
Kendi rutininde büyük bir süratle döngü işliyor. Hızını hiç kaybetmiyor, bilakis her geçen gün biraz daha hızlanıyor. Sahip olmak istediklerimiz için meşgul ettiğimiz zihnimiz, gereğini yerine getirmesi için bedenimize sürekli komut veriyor. Daha çok çalış, daha çok kazan, yeni kaynaklar oluştur, elde et. Aileni, dostlarını, sevdiklerini ve en önemlisi kendini ihmal etmek pahasına hızdan düşme. Bu keşmekeş, yediğinin lezzetini bile ıskalatıyor. Sahi, en son hangi dilim peyniri tadını idrak ederek yemiştin? Hangi kaşık çorbanın lezzetini özümseyerek içmiştin? Lezzetli bir yemeği bile hızlı bir şekilde ve lezzetini tecrübe etmeden bir sağa, bir sola, sonra mideye üçlemesi ile yediğinin farkında mısın? Nereye yetişeceksin?
Dur!
Sakinleş!
Yavaşla!
Bu yaşadığın hayat değil, gün tüketmek.
Hız seni agresifleştiriyor, strese sokuyor, öfkeye boğuyor.
Arı-duru, sakin ve huzurlu bir hayat istiyorsan yavaşla.
Bakan değil, gören olmak için yavaşla.
Her nefesin sana yeni bir hayat bahşettiğini fark ederek yaşamak için yavaşla.
Rızık endişesi ile kendini hırpalama, seni yaratanın rızkına kefil olduğunu bil ki yavaşla.
Sağlığın ne büyük nimet olduğunu takdir edebilmek için yavaşla.
Çok koştun, yorgun düştün, soluklanmak için yavaşla.
Hızlı sevilmez, sevmenin hakkını vermek için yavaşla.
Hızlı bilinmez, bilmenin hakkını vermek için yavaşla.
Hızlı aranmaz, bulmanın hakkını vermek için yavaşla.
Aşırı hız öldürür; önce ruhu, sonra kalbi. Ruhunu ve kalbini kaybetmiş bedense canlı cenaze. Beden ölümünün bile yavaş olanı makbul. Ani ölüm, hızlı ölüm, beklenmeyen ölüm sevimsiz. Ölümün bedene yakışması için yavaş ve vakitli olması elzem. Kâinatta insandan başka hiçbir varlık acele etmiyor. Halbuki acele ettiğin her iş bir yerden açık veriyor. Öyleyse, açıkları azaltmak ve tam olmaya bir adım daha yaklaşmak için de yavaşla.
Vesselam…
Güzel bir makale tamda günümüzün özeti
naçizane benim fikrim insanlar
Elindekileriyle yetinmeli
Küçük şeylerle mutlu olmayı öğrenmeli
Kaplumbağa olmayı da bilmek lazım 🙂